Kore’sel Dünya, Kore’sel Hayat

Güney Kore, 1960 yılında dünyanın en fakir ülkelerinden biriyken savaştan sonra sanayi ve teknoloji yatırımlarıyla çok kapsamlı bir endüstriyel kalkınma evresine geçmiş. Özellikle elektronik ve otomotiv sektöründe büyük yatırımlar yapılmış. 1997’de yaşanan Asya mali krizine rağmen, şimdi her sektörde dünya markalarıyla boy ölçüşecek durumda. Hyundai, Kia, Daewoo, Ssang Yong, Samsung, LG, Romanson gibi hepimizin bildiği markalar Güney Kore üretimi.

İlk başta sermayesi, Amerikan’dan aldıkları yardımlar ve Japonya’dan aldıkları savaş tazminatlarına dayanıyor. İthalattan çok yerli üretime ağırlık verilmiş ve yerli malı bilinci yerleştiği için kendi sermayesini kazanmaya başlamış. Markalar bir alanda sınırlı kalmamış ve ihtiyaç olan her alanda üretim yapmışlar. Samsung elbise, LG kapı kolu, banyo gideri, diş macunu var.
Sadece sanayiye değil, bilgi teknolojilerine de gerekli önemi vermişler. Ülke dünyanın en hızlı internet ağına sahip. İletişimin hızlanması bilginin paylaşımını ve üretimini hızlandırmış, bu da rekabet ortamını beraberinde getirmiş. Ar-Ge’ye verilen önem üretime olumlu yansımış.

***

Ülkede raylı sistem en üst düzeyde. Şehirlerarası saatte 350 kilometreye kadar çıkan hızlı tren var. Başkent Seul’de metro ağı çok gelişmiş. 25 milyonluk şehirde metroyla gün yüzü görmeden köstebek gibi gezebiliyorsunuz. 13-14 farklı metro hattı,bazı yerlerde 3-4 katlı metro istasyonları var.Hepsi farklı renkte işaretlerle düzenlenmiş ama o kadar çok hat var ki yine de karışık. Metro istasyonları raylara düşme ve intihar tehlikesini önlemek amacıyla bir camekanla korunaklı yapılmış.

***

Metro veya otobüsler için bilet gişeleri yok, her şey makineyle yapılıyor. Teknolojinin yaygın kullanımıyla insan faktörünü en aza indirmişler. Parklarda otomatik bisiklet kiralama sistemi bile kurmuşlar.

***

Her tarafta LCD ekranlar var. Sanki nerede boş bir yer bulsak da bir LCD koysak diye düşünmüşler. Reklam yayınlayan dev LCD’ler var, özellikle alışveriş merkezlerinde dokunmatik reklam panoları, otobüs ve metro duraklarında e-dergi okuyabileceğiniz dokunmatik ekranlar görebilirsiniz. Market raflarına ürünlerin reklam filmlerinin gösterildiği küçük ekranlar yerleştirmişler.

***

Duraklarda hangi otobüsün nerede olduğunu gösteren elektronik tabelalar var. GPS sistemiyle kontrol sağlanıyor. Otobüsün hat numarası, kaç dakika sonra geleceği, ondan sonraki otobüslerin nerede olduğu dakika dakika yazıyor.

***

Otobüslerde durak isimlerini söyleyen sesli sistem, yerine uygun olarak radyo gibi reklamlar yayınlıyor. Türkiye’deki reklamcılara duyurulur.

***

Kredi kartı alışverişlerinde şifre yerine elektronik imza kullanılıyor. Henüz yok ama bunun bir ötesi parmak izi kontrolü. Ayrıca alışverişte, otobüste, metroda, takside, markette geçerli olan bir kart var. Cebinizde para olmadan bütün ödemeleri yapabiliyorsunuz.

***

Taksilerin hepsinde navigasyon sistemi var. ‘Biraz dolaştırayım da daha çok para yazsın’ düşüncesi çökmüş durumda.

***

Geri gönüşüm ve çevre için gerekli önlemler de alınmış. Markette poşet paralı, kutu ise parasız. Alışveriş sonrası aldıklarını kutuluyorlar.

***

Ev ve apartman kapılarında anahtar kullanılmıyor. Onun yerine şifre var. Anahtar taşıma derdi yok, ‘anahtarı aldım mı almadım mı, yok anahtarı içeride unutmuşum’ falan hiç yok.

—–

NOT: Bu yazının 2011 yılında yazıldığını ve anlattığım teknolojilerin o zamanlarda Türkiye’de olmadığını unutmayın 🙂

—–

previous arrow
next arrow
ArrowArrow
Slider
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.