Kore Mutfağı

Kore’ye giden Türk turistler en çok aç kalmaktan şikayet ederler. Uzak Doğu mutfağı, birçok milletin damak tadına uygun değildir. Özellikle Akdeniz mutfağına alışık olanların burada damak tadlarına uygun yiyecek bulabilmesi oldukça zor. Kore’deyken karşılaştığım Türkler’in genelde ilk söyledikleri, ‘ne yiyorsunuz, biz açlıktan ölmek üzereyiz’ olmuştu. Elbetteki Kore yemeklerin kötü olduğunu söylemek doğru değil. Her kültürün kendine göre damak tadı vardır. Ancak Türk yemekleriyle karşılaştırdığınızda tatminkâr değil. Türk mutfağı yemekleri sadece kokusuyla bile hem acıktırır, hem doyurur.

***

Pilav, Uzak Doğu mutfağının vazgeçilmezi. Yalnız bildiğimiz değil, “lapa olmuş bu pilav yaa”dediğimiz pilav. Pirinci haşlayıp içine yağ, tuz da koymadıkları için çok lezzetli olduğu söylenemez. Pilavdan birçok şey yapılabilir. “Kimbap” bunlardan biri. Zaten ‘bap’ Korece haşlanmış pirinç anlamına geliyor. Bir yemeğin adında ‘bap’ varsa kesinlikle pilavla yapılmıştır. Kimbap, kurutulmuş deniz yosunu içerisine, bu lapa pilav, isteğe göre ton balığı, et, pişmiş yumurta, turşu, çeşitli sebzeler koyarak sarılır. Yaprak sarmasından biraz kalınca olur bu. Sonra da dilimlenerek yenir.

***

Pilav bu kadar çok yenince, pilav makinesi de mutfakların vazgeçilmezi oluyor. Pratik, kullanışlı bir alet. İçine pirinç ve su koyup düğmesine basıyorsun, 20 dakikada hazır hale geliyor. Yağını, tuzunu eklediğimiz de tadı hiç de fena olmayan pilav yapabiliyor. Ama bir “anne pilavı” değil.

***

Kurutulmuş deniz yosunu, çiğ yosunun ezilerek kağıt haline getirilmesi ve içine bazı tatlandırıcılar konulmasıyla elde edilir. Uzak Doğu’da tüketimi çok fazla olan bir üründür. Genelde pilavla yenir, suşi yapımında da kullanılır. Korelilerin en sevdiği yiyeceklerden biridir yosun. Bir de çiğ olarak salata şeklinde yenen hali vardır. Tadını şöyle anlatabilirim: Bazen denizde yüzerken ağzınıza yosun gelir ya, işte aynı tat, hiç farkı yok.

***

Kore mutfağının olmazsa olmazı; Kimchi. Temelde lahana ve çeşitli baharatlarla yapılan bir tür sebze garnitürü. Sarımsaklı, acılı lahana turşusu gibi. Kimchi’nin belirli bir ısıda tutulması gerektiği ve kokusu buzdolabında bütün yiyeceklere sindiği için evlerde özel kimchi buzdolapları var. Çok kesif bir kokusu var. Bazen sokaklar bile bu kokudan geçilmez oluyor. Bırakın yemeyi yanına bile yaklaşmamak lazım. Koreli kadınların ten ve ciltlerinin güzelliğinin kimchi’ye borçlu olduğu söylenir. Sadece Kimchi değil genelde Kore yemekleri sebze ağırlıklıdır ve düşük kalorilidir. Bu yüzden Korelilerde şişmanlık sorunu pek yoktur. Tabii bunun önemli başka bir nedeni de fazlaca spor yapmaları. Parklarda genciyle yaşlısıyla her gün düzenli olarak koşan Korelilerle karşılaşırsınız.

***

Geleneksel Kore kültüründe yemekler genelde oturarak yer sofrasında yenir. Kore’de birçok restoran bu şekilde tasarlanmıştır. Ayakkabılarınızı çıkarıp, sofraya kurulursunuz. Bizim kültürümüzde de var bu ama biz yozlaşmışız 🙂 Bir de ızgara restoranlar vardır. Kendin pişir kendin ye sistemiyle çalışan bu restoranlarda yuvarlak bir masanın ortasında bir mangal vardır. Bu masaya oturulur ve dilediğiniz yiyecekler çiğ olarak sipariş edilir.

***

Ramyon (veya Ramen), görünüşü spagetti makarnanın kıvırcık haline benziyor. Zaten makarna gibi suda haşlıyorsunuz. Ancak suyunu dökmüyorsunuz. O şekilde yeniyor. İçine de kurutulmuş sebze ve özel hazırlanmış bir sos katıyorsunuz. Acılı, erişteli çorba tadında bir yiyecek. Yapılışı çok basit ve hızlı olduğundan Kore’nin en yaygın fastfood yiyeceği bu. Fastfood şeklinde olanlar markette plastik kendi kabında satılıyor, içine sadece sos ve sıcak su ekliyorsunuz. Uçakta Korelilerin hepsi bundan alınca uçak bir anda baharatlı sos kokmaya başladı. Daha önce yemiş olsam da kokusu ağır, kesif ve dayanılmazdı.

***

Kore sokaklarında özellikle de kalabalık yerlerde seyyar yiyecek pişirip satanlar çok yaygın. Genelde hamur işi ve et çeşitleri satılıyor, mısır ve kestane de vazgeçilmez. Kurutulmuş ahtapotu da unutmamak lazım, her türlüsü satılır. Bir de haşlanmış böcek satılan yerler var. Bildiğiniz böcek bunlar. Bırakın yemeyi, satılan yerin yanından geçerken burnunuza gelen koku bile sizi orada bayıltabilir. Ben önceleri bunların yanından geçerken burnumu kapatıyordum da, nezaketsizlik oluyormuş.

***

Korelilerin köpek etini de çok sevdiğini ve yediğini, köpek eti restoranlarının olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Özellikle 2002 FIFA Dünya Kupası öncesi hükümet uluslararası imajını sarsmamak için köpek eti satan restoranları kapamış. Belli başlı yerlerde var şimdilerde. Koreli arkadaşım gençlerin köpek etini pek yemediğini, ancak özellikle kışın vücudu sıcak tuttuğu gerekçesiyle çok tüketildiğini söyledi. Köpek etinin tadının keçi eti gibi olduğu söyleniyor ama yemedim, yemem heralde. Köpekleri severim ama yiyecek kadar değil 🙂

***

Ginseng, ilk olarak Çin’de keşfedilen bir bitkidir ama Asya’nın tamamında yetişir. Kore mutfağında da yerini almıştır. Çok şifalı olduğu söylenir. Sindirim, solunum ve dolaşıma yardımcıdır, iştah açıcıdır. Metabolizmaya fiziksel ve zihinsel destekte bulunur. Daha çok testesteron miktarını ve kalitesini arttırdığıyla önplana çıkarılır. Bitki kökünün belli başlı bazı işlemlerden geçmesiyle ve mayalanmasıyla yenebilecek, faydalı hale gelir. Kökün kendisi dilimlenerek yenebildiği gibi, pekmez gibi sıvı hali ve kapsülleri de vardır. Bir de ginseng çayı vardır ki balla tatlandırılarak içildiğinde lezzetli bir tadı vardır. Bitki çayı olarak tüketilebilir. (Reklam tadında oldu biraz 🙂

previous arrow
next arrow
ArrowArrow
Slider
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.